12 Aralık 2007 Çarşamba

Hüznüne Sevda


Ben hayata yaşamaktan kaçarken tutuldum Sevgili.
Bir intihara koşar gibi kabullendim hayatı.
İnadına ve isyanla yaşadım,
ölümler çağırmaktan kısıldı sesim, beter oldum.
Yaşadım.
Kapanmış bir yarayı dürteler gibi yaşadım.
Tutup yine de sevmişsem seni, intiharım olan yaşamakta
aşkın panzehirinin olmayışındandır.
Benim hayatım kaybedişler üzerine kurulmuştur Sevgili.
Eni sonu malum bir cinayetin masum ve meçhul bir maktulüyüm ben.
Ben seni yaraya tuz basar gibi, bütün vuslatları yıkarak sevdim.
Ben seni sadece sevdim.
Dedim sana.
Aşk gibi hüznün de sebebi yoktur Sevgili, tutamağı vardır sadece.
Yokolmuş zamanlar ve imkânsız mekânlar gibidir benim sevgim.
Ben şehirleri, nemli bodrum katlarının kaldırım hizası pencerelerinden tanıdım.
Bu yüzden büyük umutlarım olmadı benim.
Biliyorum
Senin gülüşün benim baharımdır.
Ne ki bodrum katlarının kör odalarında aslolan hüzündür Sevgili.
Ben seni hüznüne sevdim Sevgili, ben seni sadece sevdim.
Biliyorum
Senin gülüşün benim baharımdır.
Oysa benim adım gurbetlere yazılmış, yüreğime hüzün düşürülmüştür.
Eylül yorgunu saçlarımla en güzel hüzünleri ben yaşarım.
Ben seni gerekçesiz ve neticesiz sevdim.
Ve nasıl sevmişsem seni böyle dolu dizgin, ulu orta, öylece hüzne belenmişim işte.
Bazı acılar vardır, tütün gibi işler adamın yüreğine,
aşk gibi, yaşamak gibi.
Sevgili, sevmişsem seni ve yaşıyorsam hâlâ tütün çekiyorsam gecenin bir vakti,
demli bir hüzne çatmışım belle.
Dedim sanaaşk gibi hüznün de sebebi yoktur Sevgili, tutamağı vardır sadece.


Muhammed Varol Öztürk

Hiç yorum yok: